Hangi
anne adayları risk altındadır?
Görünürde
obstetrik (gebelikle ilgili) ya da tıbbi hiçbir problemi
olmayan, düzenli antenatal kontrollere devam eden bir anne
adayının erken doğum yapma riski düşüktür.Bizim
toplumumuzda,anne adayları gebeliklerini yaşarken çok
endişeli,çok evhamlı davranmayı tercih etmekteler,sanki
ne kadar kaygılı, stresli olunursa ,gebelikleri için en
doğrusunu yaptıklarını düşünmekteler oysa stres
hormonları, bebek- anne alışverişinde biyokimyayı
bozmakta ,erken doğum tehdidine daha çok davetiye
çıkarmaktadır.Gebeliklerini ne kadar huzurlu geçirirlerse,
henüz doğmamış bebekleriyle ne kadar iletişim içinde
olurlarsa o kadar sağlıklı gebelikler
geçirirler.İstatistikler, 100 gebeliğin 90'ının sağlıklı
olarak zamanında doğum yaptığını söylüyorsa ,
gebelerimize tavsiyem konuya bütünden bakmayı asla
bırakmasınlar.Benim erken doğum yapma olasılığım
istatistiksel olarak düşük bir ihtimal( %8-10 olasılıkla)
diyebilsinler.Kaygısız,huzurlu geçirilen gebelik, hem
gebeliğin seyrine ,hem doğacak bebeğe yapılan en büyük
yatırımdır.
Daha
önce erken doğum yapmış olan ya da erken doğum tehdidi
nedeniyle tedavi görmüş olan anne adayları mevcut
gebelikte risk altındadır. Bir kez erken doğum yapmış
olan anne adayında bu durumun sonraki gebeliklerde
tekrarlama riski %25-50 arasındadır.
Tekrarlayan
düşükleri ve özellikle de ikinci trimester düşükleri
olan anne adaylarında erken doğum riski artmıştır.
Uterusta
şekil bozuklukları olan anne adaylarında (çift uterus,
uterus bicornis, uterus içinde septum gibi)
risk
artmıştır.
Servikste
doğuştan ya da servikse uygulanan cerrahi bir müdahale
sonucu (konizasyon gibi) ortaya çıkan serviks yetersizliği
olan anne adaylarında risk artmıştır.
Mevcut
gebeliği çoğul olan anne adaylarında, polihidramniyos
tanısı konmuş olan anne adaylarında risk artmıştır.
Mevcut
gebelik esnasında karın ameliyatı (apandisit, ya da over
kisti ameliyatı gibi) geçirmiş olan, uterus miyomları
olan (özellikle çok sayıda miyomu olan, gebelik esnasında
miyomları büyüme gösteren ya da baştan beri büyük
miyomları olan) anne adaylarında erken doğum riski
artmıştır.
Bu
temel risk faktörleri dışında birinci trimester sonrası
ortaya çıkan kanaması olan, ağır işlerde çalışan
(ağır kaldırılması gereken işler, sigara içen
(özellikle günde 10 adet ya da daha fazla içen) anne
adaylarında risk artmıştır.
Kısa
sürede aşırı kilo kaybı, ateşli hastalık geçirilmesi,
ileri derecede fiziksel ya da ruhsal stres (yorgunluk), gebe
kalındığında 18 yaş altında ya da 40 yaş üstünde
olmak, gebe kalınan dönemde vücut ağırlığının 50
kilogramdan düşük, boyun 150 cm'den kısa olması, anemi
(hematokrit<34), gebelik esnasında idrar yolu enfeksiyonu
geçirmek, bir yaşından ufak bebeği olmak, çok düşük
sosyoekonomik bir çevrede yaşamak, evde iki ya da daha
fazla sayıda ufak çocuğu bulunmak ve eşinden ayrı olmak
da kesin olmamakla beraber erken doğum riskini artırabilen
diğer etkenlerdir.
Erken
doğum eylemi nasıl belirti verir?
Erken
doğumun gerçekleşmesi için temel şart uterus
kasılmalarının olmasıdır. Kasılma olmadan serviks
açılmaz. Kasılmalar bazı gebelerde kendini ağrıyla
belli ederken bazı gebelerde hiç bir ağrıya yol
açmayabilir. Herkes için ağrı eşiği değişkendir.Anne
adayı kasılmalarım var mı,varsa düzenli mi,ve giderek
sıklaşıyor mu sorularına cevap aramalıdır.Bunun için
10-15 dk ,istirahat pozisyonu alıp,avucunun içini ,karnına
dokundurup,kasılma var mı(içerden bebek hareket edince
de,masum kasılmalar olabilir) ,varsa düzenli mi, süresi
ne,sıklığı ne, bunlara bakmalıdır.Saatte dört kez ya
da daha sık ortaya çıkan kasılmalarda düzenli ise
doktorunuza başvurmalısınız.
Diğer
belirtiler:
Erken
doğum tehdididinin diğer önemli belirtileri arasında
pelviste dolgunluk hissi, adet sancısına benzer kramp tarzı
ağrılar, pozisyon değiştirmekle geçmeyen belağrıları,
vajinal akıntının artması ya da niteliklerinin değişmesi
(daha müköz, daha sulu ya da kanlı akıntı ortaya
çıkması), ishalle beraber olan ya da tek başına ortaya
çıkan barsak krampları yeralır. Bu durumda yine
kasılmalarınızı elle kontrol ediniz. Bu belirtiler
kasılma olmadan tek başlarına bir anlam taşımazlar.
Ancak bu belirtilerden biri varsa ve kasılmalarınızın
olup olmadığından emin değilseniz yine doktorunuza
başvurmalısınız.
Erken
doğum tehdidi tanısı nasıl konur?
Gerçek
Erken Doğum Tehdidi (EDT) tanısını koymak her zaman kolay
değildir. Gerçekte EDT olmayan bir anne adayına EDT tanısı
koymak anne adayının yan etkileri ciddi olabilen ilaçlarla
tedavi görmesine ve uzun süreler hastanede yatmak zorunda
kalmasına yol açar. Aksine EDT olan adayına tanının
konamaması ise prematüre bir bebeğin doğumuyla
sonuçlanır. Prematüre bebek ise yoğun bakım gerektirecek
durumlarla ve hatta ölüm riskiyle karşı karşıyadır. Bu
nedenle çok hassas davranılmakta ve muhtemelen
gerektiğinden daha fazla sayıda olguda EDT tanısı
konmaktadır. EDT şüphesinde anne adayının risk
faktörlerinin ve klinik bulgularının dikkatlice
değerlendirilmesi gereksiz yere EDT tanısı konan olguların
sayısını azaltabilir.
İlk
incelemeler: Toplumumuzda yanlış inançlardan biri de
,’Doktor vajinal yolla muayene etti,bu yüzden erken
doğurdum veye düşük yaptım inancıdır.’Düşük
tehdidi veya erken doğum tehdidinde ,transvajinal muayenenin
hiçbir sakıncası yoktur,aksine bizi tanıya ve gerçek
tedaviye götürür.Bu nedenle,ilk inceleme
olarak,tranvajinal serviks (rahim ağzı uzunluğu) ölçümünde
kısalma,çanaklaşma bulguları erken tanıda ve tedavide
çok yol katedilmesini sağlar.
Kasılmalarla
başvuran bir anne adayında vajinal kanama yoksa ilk
yapılacak inceleme genel anamnez ve gebelik muayenesi
sonrası steril vajinal tuşedir. Vajinal tuşe yapılmadan
hemen önce servikse spekulum yerleştirilerek vajinanın
derinliklerinden sıvı örneği alınır. Bu alınan sıvıda
pH ölçümü yapılarak erken membran rüptürü (EMR)
araştırması yapılır. Bu inceleme önemlidir zira erken
doğumların bir kısmı gebe tarafından farkedilen ya da
farkedilmeyen EMR sonrası başlayabilir. Tüm gebelere
yapılan rutin incelemeler (tam kan ve tam idrar tetkiki,
idrar kültürü) dışında gerekirse gonore, B grubu
streptokok ve klamidya için vajinal kültür alınır.
Tuşede
serviks açılması belli bir seviyenin üzerindeyse
(yaklaşık dört cm.) EDT tanısı kesindir. Bu açıklıkta
ilaç tedavisiyle doğum eylemini durdurma şansı
olmadığından doğum eylemi kendi seyrine bırakılır.
Doğumun prematüre bebeğe yoğun bakım olanaklarının
olduğu bir hastanede gerçekleşmesi gerekir.
Tuşede
serviks açılması varsa ve açıklık dört cm. altındaysa,
servikste silinme (incelme) varsa kasılmalar takip edilir.
Bu amaçla ya elle kasılma takibi yapılır ya da
kardiyotokografi(NST) cihazından faydalanılır. Yapılan 20
dakikalık incelemede dört ya da daha fazla sayıda kasılma
saptanması durumunda EDT tanısı kesindir. Anne adayı
hastaneye yatırılır ve tokoliz (doğum eylemini
durdurma----nidilat veya prepar veya magnesium ) tedavisine
başlanır. Hatta bazen rahim ağzına dikiş konması
gerekebilir.
Kasılmalarla
başvuran ve takipte etkin kasılmaları olan ancak serviks
bulguları çok hafif ilerleme gösteren olgular tanıda
problem yaratır. Bu durumda tanıyı kesinleştirmek için
hastanede takip yapılır. Anne adayı sol yanına
yatırılarak damar yolu açılır ve sıvı verilir. İki
sattlik aralarla yapılan tuşelerden herhangi birinde
serviksteki değişiklik ilerliyorsa EDT tanısı kesindir ve
tokoliz tedavisi başlanır. Servikste değişiklik
saptanmadığı sürece tuşelere iki sattlik aralıklarla
devam edilir. Değişme oluştuğu anda tokoliz başlanır.
Bu takip kasılmalar durana kadar devam eder. Değişme
olmazsa kasılmalar kendi kendine durana kadar takip devam
eder.
Erken
doğum Tehdidi ve Erken Doğumun Önlenmesi mümkünmüdür?
Düzenli
olarak antenatal kontrollere gidilmesi ve bertaraf edilebilen
risk faktörlerinin saptanarak giderilmesi (anemi, idrar yolu
enfeksiyonları, serviks ve vajinadaki enfeksiyonlar gibi)
EDT riskini azaltabilir. EDT açısından yüksek risk
altında olan anne adaylarının daha sık antenatal
kontrollere gitmesi gerekir.
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder